Uterin anomaliler ve abortus

UTERİN SEPTUM (RAHİM İÇERİSİNDE PERDE)
Uterin septum (rahimde perde, bölme) nedir?

Rahim (uterus) armut büyüklüğünde ve içerisi boş olan bir organdır. Rahim içerisindeki bu boşluğu sağ ve sol şeklinde ikiye ayıran perde şeklinde oluşuma septum denir. Uterusun en sık görülen doğumsal anomalisidir. Rahim içi perde veya rahim içi bölme, çatal rahim, uterus septus, septat uterus gibi isimler de kullanılır. Bu perde rahimin en üstünden başlayarak rahim ağzına hatta bazen daha da aşağıya vajina boyunca kadar inebilmektedir (vajinal septum, vajinada perde). Bazen rahim içerisinde septum olmadan sadece vajinayı ikiye ayıran bir septum olabilmektedir. Uterusun dış taraftan görünümü normaldir fakat iç kısımda iki endometrial kavite vardır. Bikornuat uterusta dışardan çökük vaziyette fundus ve iki endometrial kavite vardır. Arcuat uterusta ise minimal bir fundal çöküklük şeklinde görüntü vardır.

Uterin septum neden olur?
Rahim, rahim ağzı ve vajina anne karnında organların gelişim aşamasında sağ ve sol iki ayrı parça olarak gelişir ve sonradan orta hatta birleşerek tek organ halini alır (müller kanalı). Bu birleşme işleminde problem olduğunda orta hatta septum oluşmaktadır (rezorpsiyon defekti). Bu tür müllerian kanal gelişim hatalarının en sık görüleni uterin septumdur.

Belirtiler:
Uterin septum (rahim içerisinde perde, bölme) olan hastaların genellikle gebe kalmakta problem yaşamadıkları kabul edilir ancak gebeliklerinde düşük ve erken doğum daha sık görülmektedir. İnfertilite (kısırlık) problemi olan hastalarda genellikle tek neden olarak septum bulunmamaktadır, bu nedenle bu hastalarda ameliyat kararı vermekden önce diğer infertilite nedenlerinin araştırılması gerekir. Tersini iddia eden araştırmalar olsa da septum dışında infertilite için bir neden bulunamayan hastaların septum rezeksiyonu sonrası gebe kalma oranlarında artış olduğunu gösteren araştırmalar da vardır (kaynak). Uterin septum tekrarlayan düşüğe (3 kere arka arkaya düşük yapmak) neden olabilir. Diğer bir belirti dismenore (ağrılı adet görme) olabilmektedir.
Vajinal septum varlığında cinsel ilişkide zorlanma, zor doğum gibi belirtiler olabileceği gibi yıllarca fark edilmeyen vakalar da olabilmektedir. Vajinal tampon yerleştirildiği halde adet kanının dışarıya sızması da vajinal septumun bir belirtisi olabilir.

Uterin anomaliler ve abortus:
Uterin anomaliler sıklık sırasıyla: Septum (en sık), bikornus, arkuat, unikornus, didelfis şeklindedir. Bunlar içerisinde abortus riski en yüksek olan uterin septum iken, preterm doğum riski en yüksek olan uterin didelfistir. Uterin septumdan sonra abortus riski en fazla olan anomali unikorn uterustur.

Tanıda HSG, ultrasonografi (özellikle transvajinal ultrason) ve MR faydalıdır.

Tedavi – Histeroskopik septum rezeksiyonu ameliyatı:
Uterin septum tedavisinde (perde, bölme ameliyatı) en yaygın uygulanan yöntem histeroskopik rezeksiyondur. Vajinadan rahim içerisine uzanan kamera yardımıyla septum kesilir (bkz: histeroskopi). Histeroskopik septum rezeksiyonu ameliyatında myometrium kesisi yapılmadığı için daha sonraki doğumların sezaryen ile gerçekleştirilmesini gerektirmez. Septum rezeksiyonu sonrası gebe kalma oranının arttığı, düşük oranının azaldığı, canlı bebek doğurma oranının arttığı bildirilmektedir (kaynak 1, 2). Tekrarlayan düşüğü olan hastalarda (arka arkaya 3 düşük) septum rezeksiyonu sonrası canlı doğum oranları artmaktadır.
Günümüzde septum rezeksiyonu çoğunlukla histeroskopik yöntemle yapılsa da bunun mümkün olmadığı hallerde laparotomi ile uterin fundustan yapılan kesi ve wedge ezeksiyon ile septum rezeke edilerek yeniden kavite oluşturulabilmektedir (Jones metroplasty, Tompkins metroplasty). Bu tür amelyatlardan sonra oluşacak gebeliklerde doğumun sezaryenle gerçekleştirilmesi gerekir.
Septum rezeksiyonundan iki ay sonra çekilen HSG ile kontrol edilmesi önerilir. Bu kontrolde 1 cm’den büyük rezidü septum varsa tekrar ameliyat edilmesi önerilmektedir.

Uterusla ilgili diğer anomalilere (unikornus, bikornus didelfis) üriner sistem anomalileri eşlik edebilmektedir ancak uterin septum ile üriner anomaliler ilişkili değildir.

NABOTH KİSTLERİ (Naboti kisti, Naboth folikülü, Nabothian kist)

NABOTİ KİSTİ (RAHİM AĞZI KİSTİ)
NABOTH KİSTLERİ (Naboti kisti, Naboth folikülü, Nabothian kist)

Naboth kisti rahim ağzı (serviks) dokusunda bulunan gözle görünmeyecek kadar küçük salgı kanallarının tıkanması sonucu biriken salgıların oluşturduğu küçük kistlerdir. Boyutlar 2 mm ile 10 mm arasında değişir. Bu kistlerin içi mukus salgısı ile doludur. Rahim ağzında bir tane veya birden fazla sayıda naboth kisti bulunabilir. Çoğunlukla muayene sırasında gözle farkedilmelerine rağmen bezen muayenede görülemez sadece ultrason sırasında tesadüfen farkedilirler. Genellikle üreme çağındaki ve doğum yapmış kadınlarda görülürler. Rahim ağzı iltihabı yani servisit ile beraber nabothi kistleri görülebilir.
Herhangi bir şikayete neden olmazlar muayenede veya ultrasonda tesadüfen görülürler.
Naboth kistleri kadında görülen normal oluşumlardan birisidir. Yani patolojik bir durum veya hastalık değildir. O yüzden hiçbir tedavi yapılmaz. Çoğu hasta doğal olarak buradaki “kist” kelimesinden dolayı endişeye kapılmakta ve Naboth kistini yumurtalık kisti gibi önemli ve tedavi gerektiren bir durum sanmaktadır. Naboth kistlerinin tedavisi veya takibi gerekmez, daha büyük boyutlara ilerlemezler, başka bir hastalığa veya kansere dönüşmezler. Fakat naboth kisti olsun ya da olmasın her kadının yılda bir jinekolojik muayene ve smear testi kontrollerinden geçmesi gereklidir.

Rahim ağzı yarası kısırlık yapar mı

RAHİM AĞZINDA YARA (SERVİKAL EROZYON – EKTROPİYON)
Rahim ağzında yara veya rahim ağzı yarası terimleri günümüzde hastalar ve doktorlar arasında sık kullanılan bir terimlerdir. Bu terim aslında genel bir ifadedir ve rahim ağzının normalden farklı göründüğünü (genellikle kırmızı görünür) ifade eder. Bu farklı görüntünün çeşitli sebepleri olabilir o yüzden rahim ağzında yara sözü genel biri ifadedir. Rahim ağzında (servikste) bu farklı görüntüye sebep olabilecek patolojilerden en sık görüleni servikal ektropiyon (eversiyon) ‘dur. Bunun dışında erozyon, servisit veya servikal preinvaziv lezyonlar, CIN vb. lezyonlar da “rahim ağzında yara” ifadesine neden olabilirler.

SERVİKAL EVERSİYON (EKTROPİYON)
Rahim ağzının normalde iç tarafı ve dış yüzü farklı hücre yapıları ile örtülüdür. Rahim ağzının iç tarafını silindirik epitel kaplar, dış yüzeyini yassı epitel kaplar. İç taraftaki bölge kırmızı renkte, dış taraftaki bölge açık pembe renkte görülür. İki bölge arasında belirgin bir sınır vardır ve muayenede genellikle görünen bu sınıra transformasyon zonu denir. İçerideki silindirik hücre tabakasının çeşitli nedenlerle dışarıya doğru ilerlemesiyle bu kırmızı alan daha dışarıya kaymış olur ve muayenede de görülebilecek halde rahim ağzının dış yüzeyini kaplar. Bu duruma servikal erozyon veya ektropiyon denir. Alında burada herhangi bir yara veya patolojik durum yoktur sadece normalde de bulunan iki yüzey arasındaki sınır yer değiştirmiştir. Bu kanser veya kanser öncüsü bir durum değildir.

Belirtileri:
Servikal eversiyon çoğu kadında bir şikayete neden olmaz ve muayenede tesadüfen görülür. Bazı kadınlarda şeffaf, sulu bir akıntıya neden olabilir fakat enfeksiyon varsa yeşil ve kötü kokulu akıntı da olabilir. Ayrıca ektropiyon bölgesi hassas bir doku olduğu için penisin travmatize etmesiyle ilişki sonrası ufak lekelenme tarzında kanamalar ve adet aralarında hafif lekelenmeler de olabilir.

Nedenleri:
– Gebelikte ve genç kızlarda ektropiyon izlenmesi normal bir bulgudur.
– Doğum kontrol hapı kullananlarda izlenebilir.
– Prezervatifin veya tamponun travmatize edici etkisine bağlı gelişebileceği kabul edilir
– Spermisit veya kayganlaştırıcı kremler etkili olabilir
– Bazi vajinal enfeksiyonlar bu duruma neden olabilir
Fakat çoğu zaman kadında buna neden olabilecek herhangi bir neden bulunamaz.

Tedavi:
Servikal erozyon mutlaka tedavi gerektiren bir durum değildir. Öncelikle rahim ağzında böyle bir görüntü izlendiğinde mutlaka smear testi yapılmalı ve başka bir patoloji olmadığı kesinleştirilmelidir. Servikal ektropiyon tedavi edilmese bile kendiliğinden iyileşip eski haline dönebilecek bir durumdur. Ektropiyona sebep olabilecek bir neden varsa doğum kontrol hapı veya vajina içerisine krem, spermisit uygulama gibi öncelikle bu nedenlerin ortadan kaldırılmasıyla çoğunlukla kendiliğinden iyileşecektir.
Her zaman yakma veya dondurma gibi tedaviler şart değildir ancak aşırı akıntıya sebep oluyorsa ve takiplerde kendiliğinden iyileşmiyorsa yakma (koterizasyon) – dondurma (kriyoterapi) veya lazer gibi tedaviler uygulanabilir.

SERVİKAL EROZYON
Servikal erozyon da ektropiyon (eversiyon) gibi rahim ağzında yara şeklinde izlenen ve bu şekilde ifade edilen bir durumdur. Servikal erozyon, servikal eversiyondan yani ektropiyondan ayırtedilmesi gereken bir durumdur. Çünkü eversiyon (ektropiyon) yukarıda anlatılan mekanizmalarla içteki hücrelerin dışarıya doğru göç ederek geliştiği normal bir durumdur herhangi bir hastalık değildir aslında ve tedavisi de şart değildir. Erozyon tanımında ise bu mekanizmayla gelişen bir durum anlatılmaz, başka nedenlerle rahim ağzında oluşan ve çoğunlukla ektropiyondan farklı görünen bir görüntü kastedilir ve takibi tedavisi gerekir.
Sonuç olarak erezyonda da rahim ağzı öncelikle smear testi ve görünen lezyona göre gerekli ise kolposkopi ve biyopsi ile herhangi bir patoloji olup olmadığı açısından değerlendirilmelidir. Smear testi, kolposkopi ve biyopsi sonucu normal olan hastalarda lezyona yakma – dondurma gibi tedaviler uygulanabilir. Bu tetkiklerin sonucu normal değilse smear ve kolposkopi konularında anlatıldığı gibi patoloji türüne göre gerekli şekilde tedavisine devam edilir.

Rahim ağzı yarası kısırlık yapar mı?
Rahim ağzı yarası kısırlığa neden olmaz normalde. Ancak rahim ağzında yara (erozyon) olduğu için veya anormal smear testi nedeniyle konizasyon, koterizasyon, kriyoterapi gibi tedavi işlemleri yapılmışsa bu işlemlere bağlı rahim ağzında darlık oluşması ve kısırlık (infertilite) oluşması söz konusu olabilir. Ancak bu çok nadir ve pek rastlanmayan bir durumdur. Bu konu hakkında ayrıtılı bilgiye buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.